Cihan DURA

Atatürk diyor ki (1): Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi… Bu büyük zaferin çeşitli etkenlerinden en önemlisi ve en yükseği, Türk milletinin kayıtsız koşulsuz egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu olayın tarihimizde ve bütün dünyada ne büyük ve ne verimli bir devrim olduğunu izaha gerek görmem.
Milletimizin uzun yüzyıllardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların tahakküm ve despotluğu altında ne kadar ezildiğini, onların hırslarını karşılama yolunda ne kadar büyük felâketlere ve zararlara uğradığını düşünürsek, milletimizin, egemenliğini eline almış olması olayının bütün büyüklük ve önemi gözleriniz önünde canlanır. Gerçi bu büyük zaferin ertesine kadar İstanbul’da halife ve sultan adı altında bir kişi ve onun işgal ettiği hilafet ve saltanat unvanıyla bir makam vardı. Fakat zaferden sonra millet o makamları ve o makam sahiplerini layık olduğu akıbete uğrattı.
Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi, Türk tarihinin en önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Millî tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön vermekte kesin etkili bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.
Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli 30 Ağustos Muharebesi ile sağlamlaştırıldı. Sonsuz hayatı orada taçlandırıldı. O sahada akan Türk kanları, o semada uçan şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedi muhafızları oldu. Orada diktiğimiz “Şehit Asker” anıtı, işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını, fedakâr ve kahraman Türk milletini temsil eder. O anıt Türk vatanına göz dikeceklere, Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.
30 Ağustos’ta sevk ve idare ettiğim muharebe, Türk milletinin yanımda bulunduğu halde idare ettiğim, hayatımda ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini milletiyle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli bulur, bilir misiniz? Bunu tanımlamak zordur. Eğer ben izahta aciz gösteriyorsam, beni mazur görünüz.
Afyonkarahisar son büyük zaferin kilidi oldu, esası oldu. Afyonkarahisar millî tarihimizde, mücadele tarihimizde unutulmaz parlak bir sayfaya sahiptir. Bu büyük muharebede hayatlarını feda eden Türk evlatlarının adlarını bir levhada göstermek ne yazık ki mümkün olmadı. Biz harbi sevk ve idare ettik; fakat ölümle pençeleşen onlardı. Bununla beraber onların adlarını ayrı ayrı yazmaya zaten lüzum yoktur. Çünkü onlar bir ad altında toplanmışlardır ki, Türk’türler.


Atatürk’ün yaptığı bu açıklamalarda bazı önemli noktalar dikkatimi çekti. Başlıcaları hakkındaki yorumlarımı aşağıda sunuyorum.
1) Atatürk diyor ki, 30 Ağustos zaferinin çeşitli etkenleri vardır. Bunlardan en önemlisi Türk milletinin, egemenliğini kayıtsız koşulsuz eline almış olmasıdır. Bu ifadeyi şöyle yorumlayabilirim: Eğer sözü edilen sahiplenme olmasaydı, kesinlikle başarı sağlanamazdı. Çünkü egemenlik İstanbul Hükümeti’nin elinde kalacaktı ki, onlar düşmana çoktan teslim olmuşlardı. Kendilerini öylesine âciz hissediyorlardı ki karşı çıkmak, mücadele etmek akıllarının ucundan bile geçmiyordu. Anadolu’yu çoktan gözden çıkarmışlardı. 30 Ağustos zaferiyle ne büyük bir felaketin önüne geçilmiş olduğu açıkça görülüyor.
2) “Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan 30 Ağustos Muharebesi, Türk tarihinin en önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Onun kadar kesin sonuçlu yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön veren bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.” Evet, bizim tarihimize yön verildiği gayet açık, Cumhuriyet rejiminin ve devrimlerin önü açılmış oldu. Peki, dünya tarihine nasıl yön verilmiştir? Yanıt şudur: Zamanın süper gücü olan İngiltere’nin yenilmezliği efsanesi yerle bir edilmiştir. Dünyanın tüm mazlum ülkeleri özgüven kazanmış, “biz de başarabiliriz” bilincine kavuşmuşlardır. Nitekim Hindistan’ın bağımsızlık lideri Gandhi ne diyordu: “Mustafa Kemal, İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz sanıyordum.” Şunu hemen hatırlayalım ki, savaş aslında Türkiye ile İngiltere arasındaydı. Yunanlar sadece bir maşadan ibaretti.
3) “Genç Cumhuriyetimizin temeli sağlamlaştırılmıştır, sonsuz hayatı taçlandırılmıştır.” Atatürk’ün sıkça vurguladığı gibi Batı hep güçten anlamıştır. Büyük Zafer’e kadar bizimle, Sevr zihniyeti dışında bir anlaşma yapmaya yanaşmadı. Dolayısıyla Emperyalizme kuvvet göstermek gerekiyordu ve gösterildi. 30 Ağustos zaferi kazanılmadıkça bizi Lozan’a çağırmayacak, eşit koşullarda bir antlaşma yapmayacaklardı. Ancak, 30 Ağustos’la kuvvetimizi gördüler ve boyun eğdiler.
4) “Şehit kanları ve şehit ruhları Cumhuriyetimizin muhafızlarıdır.” Çünkü tarih zaferimizi yazacaktır. Şanlı tarihimizi okuyan kuşaklar gurur duyacaklar, o özverileri, kahraman atalarını örnek alacaklardır. O ruhla Cumhuriyetimizin koruyucusu olacak, ödevlerini unutmayacaklardır. Ne diyordu Atatürk: Türk çocukları atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendilerinde kuvvet bulacaktır. Türk yetenek ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, her Türk çocuğu kendisi için gereken atılım kaynağını o tarihte bulacaktır. Türk çocuğu o tarihten bağımsızlık fikrini kazanacaktır. O büyük başarıları düşünecek, harikalar yaratan atalarını öğrenecek, kendisinin de aynı kandan olduğunu görecek ve bu yetenekle kimseye boyun eğmeyecektir.
Şehit Asker Anıtı ise düşmana -Atatürk’ün vurguladığı gibi- Türk’ün 26 Ağustos-17 Eylül 1922’de ortaya koyduğu dayanılmaz güç ve şiddeti hatırlatacaktır. Yurdumuza saldırmaya asla cesaret edemeyeceklerdir; yeter ki, aynı kuvvete her bakımdan misliyle sahip olalım.
5) “Bir insan kendini milletiyle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli bulur, bilir misiniz?” Atatürk ‘muazzam bir kuvvet’ olarak hissettiği bu duyguyu, daha sonra 9/10 Ağustos 1928’de İstanbul Sarayburnu’nda da hissetmiş ve şöyle dile getirmiştir: Her zaman, her yerde olduğu gibi, bu gece burada da halk ile karşı karşıya geldiğim anda, büyük, azametli bir kuvvetin etkisi altında kaldığımı hissettim. Bu kuvvet nedir? Türk halkını, Türk toplumunu oluşturan yüksek insanların, kalp pınarlarından yükselen duyguların, arzuların, heyecanların, niyetlerin, bir noktada, bir hedefte, bir gayede birleşmesidir.


Bir hedefte birleşmek… milletçe bir olmak!
30 Ağustos Zaferi her şeyden önce o görkemli birliğin eseridir.
Çünkü Millî Birlik bir milletin en büyük gücü, en etkili silahıdır.
Çünkü Millî Birlik ölümden başka her şeyi yener.
Millî Birliğimizin zaferi… 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!

_________________.
(1) ATANAME /Egemenliğin Etkileri: 9; Savaş:10.

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir